Make your own free website on Tripod.com

Zaza yurtseverligi mi, provokatörlük mü?

NEDEN BU ACIKLAMA?

Zaza yurtseverlerine yönelik olarak son dönemlerde ve bilhassa sanal ortamda yogun bir saldiri ve iftira kampanyasini baslatarak, Zaza davasini geriletmeyi hedefleyen malum odaklarin ekmegine yag sürmekten öte hiçbir fonksiyonu bulunmadigi asikar olan paranoyak bir tipe iliskin bazi hakikatler hakkinda, Zaza kamuoyunu bilgilendirmeyi zorunlu bir görev telakki ediyoruz.

Sözünü ettigimiz kisi genç biri olsaydi, hic kuskusuz tecrübesizligine verip konuyu bu denli önemsemezdik. Ama eger yasini basini almis, elli yasini geçmis ve en önemlisi “Zaza önderi” olmaya heveslenmis Mahmut Çagdas gibi biri ise ve tam da Zaza aydin ve yurtseverlerinin dayanisma için ortak bir zemin olusturma yönünde kararli adim attiklari su dönemde ortaya çikip saga sola saldiriyor, görüslerini paylasmayan kisileri hainlikle, ajanlikla, MiT’çilikle itham edip çirkin iftiralarla karalama yolunu seçiyor, gerçekleri tersyüz ediyor ve inkarci geçmisini sorgulamadan kendisini “Zazaciligin mucidi” ilan ediyorsa, bizim de elbette ona karsi sessiz kalmamiz düsünülemezdi. Iste bu açiklama, sözkonusu zaruretten dogdu. Böyle bir açiklamayi lüzumsuz gören kimi arkadaslarin da bundan cok sey istifade edeceklerinden eminiz.

Mahmut Çagdas kimdir? Onu tanimayanlar için kisaca belirtelim: Sivas/Zara’li, 1955 dogumlu, orta tahsilli, insaat isçisi, bilimsel hiçbir çalismasi/arastirmasi olmayan, Zazaca bilmeyen, annesinden Kürtce dahi ögrenemeyen, 1983-1986 yillari arasinda Fransa’da bes sayi çikarip satamadigi icin kapattigi Kizil Yol dergisinde Alevici/Alevistan düsüncesini savunan ve bu dergide “Alevice, Dersimce” dedigi Zaza dilini FARSCA’NIN SiVESi olarak lanse eden, Alevileri/Zazalari FARS kökenli gösteren, 2000 yilinda bir grup arkadasla birlikte çikardigi Vengê Zazaistan dergisinde Kizil Yol’daki görüslerini savunan ve Subat 2005 tarihi itibariyle de ayni fikirde olup, Kizil Yol’un “tarihte ilk Zazaca yayin” oldugunu iddia eden bir kisidir.

M.Çagdas’in gecmisi ve bugünü iyi biliniyor.. Söylemleri hep ayni. Kendisini elestiren veya kendisinin cizgisini/görüslerini mantikli bulmayan kisileri ve hatta beraber calistigi arkadaslarini bile bir cirpida düsman ilan ederek, cok rahatlikla onlara isbirlikci, ajan, MiT’ci yaftasini yapistirabilmektedir. Zaza yurtseverleri içinde M.Çagdas’in bu paranoyasini bilmeyen hemen hemen yok gibi. Bu nedenle çevresinde kimse kalmadi. En yakin arkadaslari bile onu terk etti. Yalnizlasinca daha da hircinlasti. Kusuru hep baskasinda aradi, kendi hatalarini görmedi veya görmezlikten geldi. Bazi arkadaslarin su veya bu sekilde zaman zaman kendisini uyarmalarina ragmen, hala ayni çirkin tutumunu sürdürüyor. Beceriksizliginin nedenini de en kolayci bir yöntemle “isbirlikçi” dedigi Zaza yurtseverlerine yüklüyor.

M.Çagdas, aylardan beri sürdürdügü iftira kampanyasinin ardindan, nihayet 01.01.2005 tarihinde, kendisinden baska kimsenin yazmadigi web sitesinin forumunda yeni bombasini patlatarak, “pek yakinda iç ve dis dusmanlarimizin gercek yuzunu ortaya çikarmak”tan, “Zaza postuna burunmus hainler”den bahsetti. “Pek yakinda” dedigi halde haftalar geçti. “Iç ve dis düsmanlarimiz” kimlerdi, onlar hakkinda yeni bir sey mi kesfetti diye merakla bekledik. Nihayet bir ay sonra, 01.02.2005 günü kendisine ait web sitesinde; “Zaza Tarihi Inkarla Degil Gerçeklerle Aydinlanir” baslikli bir yazi yayinladi. Ama ne “gercekler”! Yazi, M.Çagdas’in her zamanki saçma-sapan iddialarinin tekrarindan baska birsey degildi. Yani; Zazaligi o planlamis, o icat etmisti, Zaza harikasini o yaratmisti, Zaza tarihini ve Zazaca’nin yazilisini ilk olarak 1983’te Kizil Yol dergisinde o baslatmisti, Zazaciligi herkes ondan ögrenmisti, Ebubekir Pamukcu bile ondan etkilenmis ancak yanlis cizgi sürdürmüstü vs. gibi bir sürü hezeyan...

M.Çagdas’in sözkonusu yazisinda dile getirdigi iddialarini burada irdelemek suretiyle, gerçekleri yerli yerine oturtmak istiyoruz.

KIZIL YOL DERGISI ZAZACI MI?

M.Çagdas, elindeki tek sermayesi olan toplam bes sayilik Kizil Yol dergisindeki görüslerini 1983’ten bugüne (Subat 2005) dek savunup durmakta ve bu dergiyi Zazacilik için “temel kaynak” addetmektedir.

Nitekim M.Çagdas, web sitesindeki yazisinda; “Halk gerçekligimizin baslangiç yili 1983... Kizil Yol, Zaza dilinin bir ulus dili olduguna dair ilk yayini gerçeklestirdi. Bu döneme kadar bu görüse sahip olan baska hiçbir yayin yoktu... Zaza dili ve halki açisindan Kizil Yol ilk yayin olarak tarihimizdeki hakli yerini almistir. Kizil Yol ile baslayan devrimci süreç maksatli olarak inkar edilmek isteniyor.” (01.02.2005/zazaistan.org) demektedir.

M.Çagdas, birkaç arkadasla birlikte 2000 yilinda çikardigi Vengê Zazaistan dergisinin 1.sayisinin 1.sayfasinin 1.cümlesine, “Zaza rönesansinin baslangiç yili olan 1983...” diye basliyor. Ayni sayinin 3.sayfasinda tanittigi Kizil Yol ile ilgili yazinin ilk cümlesi de, “Zaza halki ve tarihi açisindan önemli bir misyona sahip olan Kizil Yol...” diye devam ediyor.

Kizil Yol dergisini okuma imkanini bulamayanlar, M.Çagdas’in yaydigi bu tür dezinformasyon içerikli ifadeleri “dogru” telakki edip, Kizil Yol’u da Zazaci dergiler kapsamina alarak yanilgiya düstüler. Çünkü Kizil Yol, M.Cagdas’in tanittigi sekilde “Zazaci” bir yayin degildi. M.Çagdas, Kizil Yol dergisinde; Fars kökenli saydigi “Alevi ulusu”nun varligi temelinde Aleviciligi savunuyor, Anadolu’da sadece Alevi yerlesim birimlerini (Türk, Kürt ve Arap Alevileri de dahil) icine alan Alevistan’i kurmayi hedefledigini belirtiyor, Zaza dilini de (ona göre; Dersimce/Alevice) “Farsca’nin sivesi” olarak takdim ediyordu.

KIZIL YOL DERGISINDE FARSCILIK PROPAGANDASI

M.Çagdas’in bugün de savundugu Kizil Yol dergisinin her sayisindaki yazilarina yansiyan ve bilimsel hiçbir degeri bulunmayan FARSCI görüslerinin Zaza kamuoyununca bilinmesi ve anilanin inkarci tutumunun net bir sekilde anlasilmasi acisindan, Kizil Yol’dan birkaç alintiyi oldugu gibi aktarmakta fayda görüyoruz.

Iste M.Cagdas’in Farsci görüsleri:“Bugüne kadar gelmis gecmis bütün Alevi halk önderleri ozanlari, sairleri ve seyitleri kökenlerinin Türk, Kürt degil, Iran Sahlarinin milliyetinden geldiklerini öne sürdükleri bir gercektir.” (Kizil Yol, sayi:1, 1983, s.7)

“Anadolu Alevileri kesin olarak Asyalidir. Merkezi Iran-Horasan’i olmak üzere degisik bölgelerden sosyal ve siyasal ekonomik nedenlerle Fars toplumunu birakip Anadolu’ya göc etmisler...” (Kizil Yol, sayi:1, 1983, s.8)

“Fars millet kökenli olan Alevistan halki..”(Kizil Yol, sayi:1, s.16)

“Anadolu Alevileri IRK’en Fars olup Iran Horasanindan göç ederek 8.yüzyilda Anadolu’ya yerlesmislerdir.”(Kizil Yol, sayi:3, 1984, s.27)

“Iran-Horosan ve Nisabur gibi sehirlerden göç eden feodal Fars derebeyleri olan Kalmamsir, Mahmudi Haydari ve bircok din adamlariyla beraber Dersimin Kalmamsir köyüne gelerek yerlesen ilk Fars halki oldu.” (Kizil Yol, sayi:4, 1985, s.10)

“Anadoluya gelen ve buralari kendilerine yurt edinen bu Fars toplumu... Bütün bu reformlar sonucu Anadolu Farslari Islam gericiliginin disina biraz da olsa cikti.” (Kizil Yol, sayi:4, 1985, s.13)

“Türk devletleri ve hükümetleri düne kadar Biz FARSLAR’a ‘urum’ bu bölgelere ‘urum diyari’ dedigi gibi bugün de halkimizi Alevi, Kizilbas ya da Komünist olarak taniyor..” (Kizil Yol, sayi: 4, 1985, s.37)

“Iran-Horasan’dan göç eden Haydari Mahmudi ve Kalmamsir adli seyid ve aileleri (800.y) Dersime gelerek yerlestiler, Dersimin kuruculari oldular. Zaten o dönemlerde Anadolu’ya büyük bir Fars göçü söz konusuydu... Anadolu Selçuklu devletinin kurulusuna (1250) kadar Anadolu’da konusulan Fars dili bu devletin kurulmasiyla beraber yasaklaninca Fars dili asimile ve degisikliklere ugrayarak Dersimin ekonomik yapisina göre sekillenmeye basladigi halk tarafindan bilinir.” (Kizil Yol, sayi: 5, 1986, s.21)

M.Çagdas’in, Kizil Yol dergisinde dile getirdiği bu görüsler, inkarciliktan baska birsey degildir. Türk ve Kürt sövenistlerince öteden beri savunulan “Zazalarin Türklügü” veya “Zazalarin Kürtlügü” masalindan farkli bir içerik tasimamaktadir. M.Çagdas da malum inkarci koroya, “Zazalarin Farsligi” ile eslik etmekten öte bir caba içinde bulunmamistir. “Zazalar Fars’tir” demenin, “Zazalar Türk’tür” yahut “Zazalar Kürt’tür” demek arasinda hiçbir fark yoktur.

M.Cagdas’in “Biz FARSLAR” (Kizil Yol,sayi:4, 1985,s.37) ifadesinin, “biz Türkler”, “biz Kürtler” ya da “biz Araplar” ifadesinden ne farki vardir?

ZAZA DILI MI, FARSCA’NIN SIVESI MI?

Bugün her firsatta Kizil Yol dergisini Zazaci ilk temel kaynak diye dayatmaya yeltenen M.Cagdas, anilan dergide Zaza dilini FARSCA’NIN SiVESi seklinde gösterdigini ne cabuk unuttu? M.Cagdas, Kizil Yol’daki inkarci fikirlerinin kimse tarafindan farkedilmemis oldugunu zannetmis olacak ki, web sitesindeki yazisinda, konuya iliskin bakiniz neler diyor: “O dönemde [Kizil Yol dönemini kastediyor] tespit ettigimiz tezler ana hatlariyla söyle idi: Dersimce-Zazaca lehce anlayisini mahkum ettik, Zazaca’nin basli basina bir anadil, yine halkimizin ayri bir ulus oldugu...” M.Cagdas’in bu dedikleri dogru muydu acaba? Asla! Onun öve öve bitiremedigi Kizil Yol dergisinde dil hakkinda neler yazdiklerini birlikte okuyalim:

“Anadolu Alevistan ulusunun ortak dili Alevicedir (Dersimce). Bu dil Hint-Avrupa kökenli olup Hint-Iran dil grubundadir. Bu dil Iranda konusulan Farsçanin Horasan sivesidir.

Anadoluda biraz degisiklige ugrayarak Farsçanin batililasmisidir... Erzincanda Dersimce veya Zone ma, Sivas bölgesinde Dimliki, Palu ve civarinda Zazaca hatta bazi bölgelerde kus dili olarak biliniyor.”(Kizil Yol, sayi:1,1983,s.14)

“Zazaki dili Iran’da konusulan Farsca’nin batililasmisidir. Türk egemen dili karsisinda varligini koruyamayan Farsca degisime ugrayarak Dersim kapali ekonomik üretim sonucu evrimleserek karsimiza cikmaktadir.” (Kizil Yol, sayi:2, 1984, s.8)

“Selcuklu devletinin yikilmasindan sonra Osmanli padisahlari tarafindan Fars dili resmi dil olmaktan cikarildi. Bu dili konusan Alevi (Fars) halki yasak olan Fars dilinin yerine Dersimce dilini ve bu dilin siveleri olan Dimiliki’yi bu dönemden beri konusmaktadir. Solhan ve cevresinde konusulan ve Dersimceye benzeyen Zazaki olarak bilinen dil ise esas Zazaki dilinin kendisi olmayip o yörede konusulan Dersimce halk dilinin bir sivesidir... Alevistan halk dili olan Dersimce dili sözcük kökleri bakimindan Farsca kökenlidir.” (Kizil Yol, sayi: 4, 1985, s.19-20)

“Alevi asiretlerinin %70’i Dersimce dilini konusuyor. Bazi bölgelerde bu konusulan halk diline Zazaki dili bazi bölgelerde ise Dimiliki dili denilmektedir. 1600 tarihinden beri konusulan bu dil kelime ve sözcük kökleri Farsca olup %60’i bugün Iran’da konusulan Farsca’nin aynisidir..”(Kizil Yol, sayi:4, s.37)

M.Cagdas’in dil tezi iste budur. Yani, Iran’dan gelip Dersim’e yerlesen FARS toplumunun FARSCA dili Osmanlilarca yasaklaninca, 1600 tarihinden itibaren Farsca degisip Dersimce oluvermis(!). Bu arada yaptigi Zazaki-Dersimce ayirimi ise daha da ilginç: Solhan Zazacasi, asil Zazaki’nin degil, Dersimce’nin sivesiymis(!).

Yukarida yer verdigimiz M.Cagdas’a ait alintilarda geçen Fars/Farsca terimleri yerine, bir an için Türk/Türkce veya Kürt/Kürtce terimlerinin yazilmis oldugunu düsünün. Her üçü de inkarciliga davetiye çikarmiyor mu? Simdi kalkip külhanbeyi edasi ile “o dönemde lehce anlayisini mahkum ettik” diyebilen ve herkesin gözünün icine baka baka YALAN beyanda bulunabilen M.Cagdas cahiline ne diyelim?

KIZIL YOL ZAZACA ILK YAYIN MI?

Kizil Yol’u hiçbir ahlaki etik ile bagdasmayacak bir biçimde “Zazaca ilk yayin” diye cocuk kandirir gibi kamuoyuna yutturmaya kalkisan M.Cagdas’in, bir de su sözlerine dikkat ediniz: “Zaza dili 1983'lere kadar konusulan ama yazilmayan bir dil konumunda idi. Bu dilin o tarihe kadar herhangi bir alfabesi belirlenmis degildi. Bunun için de yazi dili degil konusulan dil konumunda idi...” (31.10.2001-Zaza Forumu)

M.Cagdas, Zazaca bilmediginden dolayi bazi sahislardan derledigi Zazaca kelimelere ve birkaç siire Kizil Yol’da yer verip, “1983’te Zaza yazi dilinin temelini attigini” iddia ederek kendisini “mucit” ilan ettigi icin, tabi ki ona Zazaca’nin yazilis tarihinin 150 yil önceye dayandigi yönündeki bilimsel gercekleri kabul ettirmek, deveye hendek atlatmaktan daha güçtür.

Kizil Yol’daki her sayfaya yansiyan inkarcilik ve çirkeflik ile bugün dahi iftihar duydugunu deklare eden M.Cagdas, Zazalarca kaleme alinan ilk yayinin 1899’da Diyarbekir’de basilan Mela Ehmedê Xasi’nin “Mewlidi Nebi” isimli Zazaca eseri oldugunu, ardindan 1933’te Sam’da basilan Usman Efendi’nin “Bêyisi Peyxemberi” isimli eserinin geldigini ve daha onlarca Zazaca kitabin mevcut bulundugunu görmezlikten geliyor.

Sanki her sey Kizil Yol ile baslamis gibi, M.Cagdas Vengê Zazaistan dergisinin 1.sayisinin kapaginda yer alan agac resminin köklerine “Kizil Yol 1983” ibaresini yazmis ve diger Zaza/Zazaca yayinlari gövde ve dallarda siralamis. Bunun cok vahim bir hata ve inkarciligin daniskasi oldugunu söylemeye bile gerek yok.

Bir yandan Zazalar Fars kökenli, Zazaca Farsca’nin sivesi denilerek Zaza müstakil kimligi inkar ediliyor, diger yandan 1983 tarihi Zazacilik icin milad gösteriliyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana tursusu? Bu tavir, 1983’ten önceki calismalari red ve inkar anlamina gelmez mi? Nitekim öyle de oldu. M.Cagdas’in basredaktör oldugu Vengê Zazaistan dergisinde, Liceli Mela Ehmedê Xasi’nin ve Siverekli Usman Efendi’nin eserlerinin adlari geçmiyor. Her iki zatin eserleri yaninda, zerre kadar deger tasimayan siir-masal türünden birkaç yil önce basilmis kitaplar tanitiliyor, derginin kapaginda bile reklamlari yapiliyor ama, biri 106, digeri 72 sene önce basilmis olan iki Zazaca saheser nedense unutuluyor(!). Seyh Said’in oglu Seyh Selahaddin’in 1977’de Palu’da yazdigi BEYATNAME isimli Zazaca risalesinden de bahis yok! Kaldi ki, süreli yayinlar bazinda bile Kizil Yol’dan 20 yil önce, 1963 yilinda Istanbul’da cikan ve ilk kez Zazaca’ya yer veren, ismi de Zazaca olan ROJA NEWE dergisi de görmezlikten gelinmis. Ayrica 1970’li yillarda çikan birçok dergide de Zazaca’ya bölümler ayrildigi halde, bunlar da yok sayilmis.

Anlasilan M.Cagdas, dillendirdigi Fars milliyetciligini Zazacilik saniyor. Bu yüzden Kizil Yol’u Zazaciligin miladi ve kendisini de bunun yaraticisi olarak takdim ediyor. Ancak hakikatler, tüm vechesiyle onu tekzip ediyor. Kizil Yol’u ilk Zazaca ve Zazaci yayin diye gösteren M.Cagdas’in dedikleri keske dogru olsaydi da biz de bununla övünseydik. Ne gezer. Zaza/Zazaca terimleri bile sadece birkac yerde kullanilmis dergide. Varsa yoksa Alevi, Alevilik, Alevi ulusu, Alevice, Alevistan vs...

M.Cagdas, Kizil Yol’u savunmaktan vazgecmek yerine, kalkiyor herhangi bir aciklama yapma geregini bile duymadan gecmisteki inkarci yazilarinda tahrifat yapiyor ve web sitesine yerlestirip, “iste size 20 yil önce yazdiklarim” deyip duruyor. Örnegin; Kizil Yol’un 1.sayisini (1983) web sitesine yerlestirirken yazilari degistirmistir. Derginin orijinal nüshasindaki (s.19) “Dersimce Alfabesi” basligi, web sitesinde “Zazaca Alfabesi” sekline dönüstürülmüs ve daha baska degisiklikler de yapilmistir. Bu sahtekarlik degil de nedir? 

Bize göre; siyasi anlamda Zaza müstakil kimligini ön planda tutarak, Zazalari Türk, Kürt, Fars, Arap, Ermeni kökenli göstermeyen, Zaza dilini herhangi bir dilin lehcesi, sivesi saymayan görüs paralelindeki ilk süreli yayin, 1985 yilinda Ebubekir Pamukcu tarafindan Isvec’te yayinlanan AYRE dergisidir. Toplam 14 sayisi cikan Ayre, baslangicta Zazaca-Türkce yayinlanirken, son birkac sayisi tamamen Zazaca olarak nesredilmistir. Bu itibarla, Zazacilik hareketinin kurucusu ve ilk öncüsü olarak bu seref Ebubekir Pamukcu’ya aittir.

Bu arada, bir gercegi daha burada vurgulama geregini duyuyoruz: Temmuz 1995’te 1.sayisi yayinlanan, Zazaci görüsü savunan ve cikan bes sayisinin tamaminda Zazaca’dan baska herhangi bir dile yer vermeyen ilk ve tek süreli yayin da KORMISKAN dergisidir. Yani, Zazaci ve tamamen Zazaca olan ilk dergiyi yayinlama serefi de Koyo Berz ve Faruk Iremet’e aittir.

ZAZAISTAN MI, ALEVISTAN MI?

M.Cagdas, bahsekonu web sitesindeki yazisinda; “Kizil Yol dergisinde ülke ismi olarak üç isim tespit etmistik. Bu üç isimden biri Zazakistan’di.. Zazaki dilinin hüküm sürdügü cografyamizda, bizim için büyük anlam tasimasindan dolayi ülke ismini Zazakistan olarak benimsedik.” diyor.

Oysa M.Cagdas dogru söylemiyor ve yine her zamanki gibi gercekleri carpitma yolunu tercih ediyor. Kizil Yol dergisindeki su aciklama, her seyi ayan-beyan ortaya koyuyor: “Anadolu’daki toplumumuz diger toplumlar tarafindan Alevi olarak bilindigi icindir ki biz Anadolu Alevistani diyoruz. Yoksa Dersimce konustugumuz icin de Dersimistan ya da Zazakistan da diyebilirdik. Alevistan demekle de gurur duyuyoruz, varsin desinler ki Alevilik dindir. Biz buna katilmiyoruz.” (Kizil Yol, sayi: 2, 1984, s.11)

Bu net ifadeden hersey anlasiliyor. M.Cagdas’in o dönemde kurmayi amacladigi ülke Alevistan’di. Nitekim Kizil Yol’un 1.sayisinda (s.25) yer alan haritanin altinda da aynen su ibare var: “Anadolu Alevistan’i (Aleviya) ve Komsulari”.

Alevistan’in kapsadigi alan ise ayni dergide su sekilde belirlenmis: “Bagimsiz Anadolu Alevistan Sosyalist Halk Cumhuriyeti haritasi, baskent Dersim olmak üzere Tercan, Varto, Kigi, Akcadag, Malatya, Maras, Hatay, Sivas, Tokat, Amasya, Corum ve Erzincan’i kapsamaktadir.” (Kizil Yol, sayi:1, 1983, s.4).

M.Cagdas’in hayal ettigi Alevistan, HATAY’daki Alevi/Nusayri Araplarini da iceriyordu. Tabi ki Orta Anadolu’daki Cepni, Yörük, Tahtaci adi verilen Alevi Türkmenler de buna dahildi. Ona göre; Alevi Kürt ve Türk yoktu, Fars kökenli Alevi ulusunun %70’i Alevice/Dersimce konusuyordu, geri kalanlari da diger dilleri ögrenmislerdi. M.Cagdas, anilan Alevistan haritasina Sünni Zazalarin meskun bulunduklari yerlesim birimlerini dahil etmemistir. Isin garip olan yani ise, bugün Zazacilik iddiasinda oldugunu söyleyen M.Cagdas’in, hala Alevistan rüyasini terketmedigidir. Web sitesindeki son yazisi bunun kanitidir.

KIZIL YOL’UN “DUSMANI” ZAZALAR KIMLER?

M.Cagdas, web sitesindeki yazisinda, kendisi ve çikardigi Kizil Yol dergisine cephe aldiklarini iddia ettigi bircok kisinin, kurumun ve derginin isimlerini veriyor. Bilmeyen de onun örgütlü bir mücadele baslattigini ve birilerinin onu durdurmak istedigini zanneder. Oysa böyle birsey hiçbir zaman olmadi. Psikolojik rahatsizlik içinde oldugu her bakimdan asikar olan M.Cagdas, son yazisinda oldugu gibi, Kizil Yol dergisinde de kendisi gibi düsünmeyen kisi ve kurumlara hain, isbirlikçi, MiT’çi, vs. diyerek saldirdi. Onun saçma sapan fikirlerine alkis tutmayan hemen hemen herkes neredeyse bas düsman ilan edildi.

M.Cagdas anilan yazisinda; “Kürt Enstitüsü ve çevresinde bulunan partilerin, Kizil Yol hareketine karsi 1984 yilinda Hêvi adli Zazaca bir yayini çikardiklarini, bu yayinin basiminda ve yaziminda görevli Malmisanij, Koyo Berz, Zülfü Selcan, Faruk Iremet, Mehmet Uzun vb. Zaza kökenli kisileri Kizil Yol’a karsi harekete geçirdiklerini, ayrica Berhem Kürt dergisinden Hawar Tornecengi, Kürt Tekosin örgütünden Seyfi Cengiz ve Peseng Kürt örgütünden Ebubekir Pamukcu gibi daha nicelerinin bulundugunu, Hêvi’nin o dönemdeki görevini bugün Vate dergisi ve yazarlarinin üstlendigini”, belirtiyor.

M.Cagdas’a göre, güya bu adamlar islerini güclerini birakmis, kendisine ve Kizil Yol’a karsi savas açmislar. Böyle bir iddiayi ortaya atan kisinin kanitlarini da ortaya koymasi gerekmez mi? Oysa iddianin gercekle hiçbir ilgisi yoktu. Hêvi, Kurmanci, Sorani ve Zazaki olarak yayinlanan bir edebiyat dergisiydi. Folklorik birkaç yazisinin yer almasinin disinda K.Berz ve Z.Selcan’in Hêvi ile iliskileri yoktu. Faruk Iremet ise Hêvi’nin tamamen disindaydi ve ona yazi bile yazmiyordu. H.Tornecengi, S.Cengiz ve E.Pamukcu’nun ise Kizil Yol ve M.Cagdas aleyhinde o dönemde ve sonraki süreçlerde de herhangi bir çalismalari olmamisti.

Web sitesindeki ayni yazisinda; “Kizil Yol’un cikisinda ve sonrasinda Ebubekir Pamukcu ve Seyfi Cengiz Kürt örgütleri icerisinde bulunup Kürt olduklarini maharetle savunmaktaydilar” diyen M.Cagdas; “mücadelemizden etkilenen E.Pamukcu ve S.Cengiz’in kendileri ile birlikte hareket edecekleri yerde ayri hareket etme yolunu seçtiklerini, E.Pamukcu ve S.Cengiz’in Zaza halki ve ülkesi için bayrak, baskent, ulus, harita gibi konularda hiçbir tahlil ve tespitlerinin olmadigini, onlarin kendisinin tespitlerinden yola çikarak siyasi parsa toplama arayislari ve cabalarinin oldugunu, Ayre ve Piya dergilerinin kendilerini birinci sirada gösterme cabasi içine girdiklerini, Zaza hareketinin Ayre ve Piya tarafindan bir sürece vurgu yapmalarinin tamamen yalan olup, bu görüsün gercekle bir alakasinin olmadigini, E.Pamukcu ile yazismalarda bulundugunu ama onun yanlis cizgisinde hareket etmeye devam ettigini”, yüzü kizarmadan söyleyebilmektedir.

M.Cagdas’in buradaki hangi sacmaligini düzeltelim? E.Pamukcu’nun “yanlis çizgisi” de nereden çikti? “Siyasi parsa toplama çabasi” ne demek oluyor? “E.Pamukcu’nun Zaza halki ve ülkesi için harita, ulus konularinda hicbir tahlil ve tespitinin olmadigini” söyleyebilecek kadar bedbahtlasan M.Cagdas’a, en kisa zamanda E.Pamukcu’nun Ayre ve Piya’daki makaleleri ile “Dersim Zaza Ayaklanmasinin Tarihsel Kökenleri” (Yön Yayincilik, Istanbul 1992) isimli kitabini yeniden ve daha ciddi bir sekilde okuyup tetkik etmesini tavsiye ediyoruz. Öte yandan, E.Pamukcu’nun hem anilan kitabinda hem de Piya dergisinde (Sayi:10, Sebat 1990, s.19 vd.) Zaza ülkesi icin “Zazaistan” terimini kullandigi, bu arada Zazaistan haritasini da önce Piya’da (Sayi:8, Axustos 1989, s.18), daha sonra Zazaistan dergisinde (Sayi:2, Nisan 1991, s.12) yayinladigi, Zaza kamuoyunca bilinmektedir. Bu tespitler, M.Cagdas’i yalanlamaktadir.

M.Cagdas, “bir degerlendirme yapmak gerekirse Ebubekir Pamukcu’nun 1’inci ve 2’nci dönem çizgisi ve bakis acisi mahkum edilmeli.” diyor. Bunu rahmetli Ebubekir sagliginda yapmis, Türkcü ve Kürtcü gecmisinin üzerini kalin cizgilerle cizerek yeni bir yola girip Zaza davasina baskoydugunu Piya’da ifade etmistir. Bize asil ilginc gelen husus, M.Cagdas’in kendisi icin de neden bir degerlendirme yapmadigi ve FARSCI gecmisini neden mahkum etmedigidir. Zazaci olmaya karar veren bir insan icin, eger dürüst ise gecmisinde savundugu Türkcü, Kürtcü veya Farsci görüsü, artik onun icin bir anlam ifade etmez. Dogru olan da budur. Ama M.Cagdas bunu bir türlü anlamak istemiyor, Alevici-Farsci gecmisini Zazacilik için temel addediyor. Iste bu olmaz! M.Cagdas, nedense Ebubekir’in arsivine de kafayi takmis, habire arsivin nerede oldugunu sorup duruyor. Ebubekir’in arsivi kayip degil ve emin ellerde korunmaktadir. Bundan hic kimsenin kuskusu olmamalidir.

M.Cagdas’in, sözkonusu yazisinda hakkinda hayali ithamlarda bulundugu kisilerden biri de Hayri Basbug’dur. H.Basbug, ögrencilik yillarinda kitaplarini okudugu Ziya Gökalp, M.Sükrü Sekban, M.Serif Firat vb. Zaza kökenli yazarlarin etkisinde kalarak, Zazalarin ve Kürtlerin Türk orijinli olduklarina dair makaleler ve birkac kitap yazmis, 1987 yili ortalarinda ise bu yönlü calismalarina son vermistir. Nitekim yazarin, 1987’den sonra ayni icerikte herhangi bir calismasi basilmadigi gibi, 20 yil önce basilan eserlerinin yeni baskisini yapmak isteyen yayinevlerine izin vermedigini de belirtelim. Yazar, o döneme ait eserlerinden dolayi cesitli odaklarca hedef alinmis ve asli astari olmayan düzmece iddialarla karalanmak istenmistir.

M.Cagdas da digerleri gibi hicbir kanit ortaya koymadan yazara çirkin ithamlarda bulunmus, yalanlar uydurmus, onu Zaza dergilerinin arkasindaki isim diye lanse etmistir. Her tasin altinda MiT arama hastaligina yakalananlardan olan M.Cagdas hicbir kaynak göstermeden; “H.Basbug’un 1.inci MC [Milliyetci Cephe] hükümeti döneminde bir müddet MiT icinde göreve getirildigini” iddia ediyor. Yalanin bu kadarina da pes dogrusu. 1.MC hükümeti döneminde(1975) H.Basbug henüz 16 yasinda ve lise 1.sinif ögrencisidir. M.Cagdas herhalde onu yasli-basli bir bürokrat olarak hayal etmis. H.Basbug gizemli bir isim degildir.

Biyografisi ilk iki kitabinin arka kapaginda yer almaktadir. Baska kaynaklarda da hakkinda bilgi verilmektedir (bkz. Sevket Beysanoglu, Diyarbakirli Fikir ve Sanat Adamlari, cilt:3, Ankara 1997, s.484). Ayrica, 1979 yilinda Kon Yayinevi ile ayni yil çikan Kon [cadir] dergisinin yayin yönetmenligini de yapmistir.

M.Cagdas, daha önce verdigimiz örneklerde oldugu gibi, yine ayni paranoya ile “Kizil Yol’a karsi, 1984 yilinda H.Basbug imzali Iki Türk Boyu Zaza ve Kurmanclar (Türk Kültürünü Arastirma Enstitüsü Yayinlari) isimli kitabin piyasaya sürüldügünü” söylüyor. Oysa Kizil Yol dergisi daha ortada yok iken, H.Basbug’un Zazalara iliskin çalismalari 1982 tarihi itibariyle anilan Enstitünün yayin organinda ve daha baska dergilerde yayinlanmistir. M.Cagdas’in “Kizil Yol’a karsi” dedigi iddiasi da böylece fos cikmis bulunmaktadir. M.Cagdas’in H.Basbug’a olan düsmanliginin nedeni aslinda yillar öncesine dayaniyor. Edindigimiz bilgiye göre, H.Basbug Kizil Yol dergisinde savunulan Alevici-Farsci görüse karsi sayfalarca elestiri yazisi yazmis ve dergiye göndermis (bir kopyasi elimizdedir). M.Cagdas nedense buna hic deginmiyor. ilginc degil mi?

ZAZA DERGILERI HAKKINDAKI YALANLAR

M.Cagdas, bahsekonu yazisinda; Rastiye, Kormiskan, ZazaPress dergileri ile Zaza Kültürü Yayinlari’na da saldirarak, hayali isnatlarda bulunuyor. M.Cagdas’in yüzünü kapkara çikarmak için, önce bunlar hakkinda ne yazdiklarini aktaralim, sonra gercek nedir onu yazalim.

M.Cagdas söyle yaziyor: “Almanya’da.. Zerwes Serhad’in evinde dergi [Vengê Zazaistan] konusunu Koyo Berz ve Faruk Iremet ile konustum. Koyo Berz destekleyecegini deklare etti. Faruk ise içinde yer almayacagim ama disardan desteklerim seklinde görüs bildirdi.. bir kampanya açip dergiyi çikarmak için bir miktar para topladik. Dergiyi baskidan aldigim gün bu arkadaslara telefonla müjdelemek istedigim anda beklemedigim bir olayla karsilanacagimi hic düsünmemistim. Faruk Iremet bana dedi biz de birkaç gün içinde ZazaPress adli bir dergi cikaracagiz demesin mi? Hayirli olsun dedim kapattim...

Görülen odur ki:
Kizil Yol dergisine karsi Zaza Kültürü Yayinlari isimli brosürler,
Desmala Sure (1991) dergisine karsi Rastiye dergisi (1991),
Tija Sodiri (1995) dergisine karsi Kormiskan dergisi (1995),
Venge Zazaistan (2000) dergisine karsi ZazaPress (2000) dergisi ayni tarihlerde alternatif dergi olarak MiT tarafindan çikarilmadigi kuskusu yersiz olmaz.”

M.Cagdas yine suçüstü yakalandi. Bosuna dememisler; “yalancinin mumu yatsiya kadar yanar” diye. M.Cagdas’in cirkin yüzüne gecirdigi yalan maskesini, burada bir kez daha düsürecegiz. M.Cagdas’in yukarida anlatmaya calistigi konunun ayrintisina girmeye gerek duymadan, sadece onun iddialarina deginmeyi kafi görmekteyiz. M.Cagdas’in, AK olan bir seye nasil KARA dedigini ispatlamak için, isimlerini zikrettigi dergileri/yayinlari önümüze koyup inceledik.

M.Cagdas’a göre, Vengê Zazaistan dergisi baskidan alindigi gün, Faruk Iremet ona birkaç gün içinde ZazaPress dergisini çikaracagini söylemis. Yani, Vengê Zazaistan çiktiktan sonra, güya ona karsi ZazaPress devreye sokulmus. YALAN!.. Çünkü, ZazaPress daha önce yayinlanmistir. ZazaPress’in 1.sayisi Mart 2000, 2.sayisi Temmuz 2000’de nesredildikten sonra, Vengê Zazaistan’in 1.sayisi Agustos 2000’de (üzerinde tarih var) çikmistir. Ve cok önemli bir tespit daha: M.Cagdas, Vengê Zazaistan’in 1.sayisinda (s.40) kendi imzasi ile kaleme aldigi “Dostça Bir Uyari” baslikli yazida Faruk Iremet ve Zaza Press aleyhinde sert ifadeler kullaniyor, ZazaPress’in 2.sayisinda ismine yer verilmesine kiziyor. Bu arada, ZazaPress’in 1.sayisindan aldigi üç yaziyi, Vengê Zazaistan’da (sayi:1, s.28, s.45 ve s.46) yayinliyor. Gayet net bir bicimde görüldügü üzere, M.Cagdas’in iki sözü birbirini tutmuyor. Ayrica sunu da belirtelim ki, ZazaPress adina 1995’te yayinlanan bir bildiriyle derginin çizgisi hakkinda okuyucular bilgilendirilmis, ancak basimi bazi nedenlerden dolayi gecikmisti.

M.Cagdas, Kizil Yol dergisine karsi Zaza Kültürü Yayinlari isimli brosürler çikti diyor. YALAN!.. Çünkü, Kizil Yol 1983-1986 yillari arasinda faaliyetteydi. Zaza Kültürü Yayinlari ise on yil sonra 1993 tarihinde kuruldu. Bu dönemde de ne Kizil Yol vardi ortalikta, ne de M.Cagdas. Sayin Zilfi Selcan’in ismini her vesileyle istismar konusu yaparak kendisine kalkan yapmaya kalkisan ve Zaza Kültürü Yayinlari’ni Kizil Yol’a karsi MiT’in organize ettigi yalanini hic utanmadan söyleyebilen M.Cagdas, Zilfi Selcan’in “Zaza Milli Meselesi” (1994) isimli kitabinin Zaza Kültürü Yayinlari arasinda ciktigini bilmiyor mu?

M.Cagdas, Desmala Sure (1991) dergisine karsi, Rastiye dergisi (1991) çikarildi diyor. YALAN!.. Çünkü, Desmala Sure’nin 1.sayisi Aralik 1991 tarihini tasiyor (DS’nin 2.sayisinin tarihi ise Nisan 1992). Oysa Rastiye dergisinin Aralik 1991 tarihinde 4. (dördüncü) sayisi yayinlanmistir.

M.Cagdas, Tija Sodiri (1995) dergisine karsi, Kormiskan dergisi (1995) yayinlandi diyor. YALAN!.. Çünkü, Tija Sodiri dergisinin 1.sayisi Payizavirene [Eylül] 1995 tarihini tasiyor ve ayni sayinin 43. sayfasinda Kormiskan dergisinin 1.sayisinin (Temmuz 1995) kapagina yer verilerek okuyuculara tanitiliyor. Demek ki Kormiskan, Tija Sodiri’den 2 ay önce cikmis.

M.Cagdas’in gercekleri nasil tersine cevirdigini bu örnekler de apacik ve ibret verici bir sekilde ortaya koymaktadir. M.Cagdas’in, cok kötü bir niyet ve amacla Zaza kesimleri arasinda fitne yaratmak suretiyle, onlari birbirlerine karsi kiskirtmayi hedefledigi ve gayet acik bir bicimde provokatörlük yaptigi anlasilmaktadir.

KIZIL YOL’UN DIGER DUSMANLARI KIMLER?

M.Cagdas web sitesindeki yazisinda ayrica; “PKK’nin Kizil Yol’un düsüncesini paylasan herkese saldirida bulundugunu, Kizil Yol’a karsi Kürdistan Aleviler Birligi’ni kurdugunu ve Zülfikar dergisini çikarmaya basladigini, Türk Solu’ndan Dev-Sol örgütünün de ayni yolu izleyerek Kerbela dergisini çikarmasinin bir rastlanti olmadigini” iddia ediyor.

M.Cagdas’in paranoyasi iste! Alevilige iliskin kurum ve yayinlarin faaliyetlerinin de kendisine karsi tepki olarak baslatildigi iddiasinda bulunuyor ama, yine de kanit sunmuyor. Oysa Kürdistan Aleviler Birligi 1994 yilinda kurulmus ve yayin organi Zülfikar da ayni yil yayina baslamisti. Yani Kizil Yol’dan 10 yil sonra. PKK, Alevilere yönelik bu olusumun yanisira, ayni dönem içinde, Sünnilere yönelik Kürdistan Islami Hareketi, Yezidilere yönelik de Kürdistan Yezidiler Birligi’ni faaliyete geçirmisti. Her alanda gücünü gösteren PKK, eger M.Cagdas’i ciddiye almis olsaydi defterini dürmekten hic kacinmazdi.

M.Çagdas’in paranoyasi bununla bitmiyor: “Kizil Yol düsüncesinden korkuya kapilan Türk devletinin Turgut Özal vasitasiyla isbirlikçi Alevi dedelerini 1984 yilinda Ankara’da topladigini, Alevi dedelerinin toplantinin ardindan devletin yaninda olduklari ve Alevistan istemedikleri yönünde açiklama yaptiklarini” ifade eden M.Cagdas, ardindan: “Türkiye’den Izzettin Dogan, Ali Balkiz, Meftuni Altun, Ali Dogan, Almanya’dan Dervis Tur, Ahmet Kömürcü, Ali Riza Gülcicek, Fransa’dan Kasim Yesilgül, Servet Demir.. gibi isbirlikciler vasitasiyla devlet destekli dernekler olusturulmaya baslandi ve bu durum hala devam etmektedir.” diye ekliyor.

Yahu su M.Cagdas ve Kizil Yol neymis de haberimiz yokmus bugüne kadar!. TC, PKK, Dev-Sol, Tekosin, Peseng, Kürt Enstitüsü ve partileri, Alevi kurumlari ve dernekleri, Zaza dergileri tümü M.Cagdas ve Kizil Yol’a karsi neredeyse ittifak için adeta ant içmisler(!).

M.Cagdas bugün nasil ki saga sola saldiriyor, sacma sapan iddialarini ciddiye almayan Zaza yurtseverlerini ajan, isbirlikci, MiT diye damgaliyorsa, Kizil Yol’u çikardigi dönemde de ayni seyi yapiyordu. Yani ona göre, kendisi disindaki her Alevi yanlis düsünüyordu. Kizil Yol’daki sacmaliklar ise ona göre en bilimsel hakikatlerdi. Kizil Yol’cu olmayan herkes DUSMAN kabul ediliyor, “milli hain, satilmis, sövenist, revizyonist, oportünist, inkarci” ilan ediliyordu. Bu hastalik o gün bugündür M.Cagdas’in bünyesinde etkisini göstermeye devam ediyor, iyilesme emareleri de pek gözükmüyor.

M.Cagdas’in, Kizil Yol dergisindeki yazilarinda kimi/kimleri nasil sucladigini ve adeta “düsman” ilan ettigini merak eden okuyucular icin, dergiden o tür ifadelerin bir kismini secip buraya aynen aktariyoruz. Iste M.Cagdas’in “düsman” diye belledikleri:

“Milli hain Ulusoylar, Timisiler ve fasist Ecevit vede sosyal söven bu günkü sözde devrimciler..”(Kizil Yol, sayi: 2, 1984, s.6)

“Bolsevizm adina bol inkarcilik yapan Türk sosyal sövenizmini Marksizm diye kitlelere yaymaya calisan M-L gecinen Bolsevik Partizan..” (Kizil Yol, sayi: 2, 1984, s.38)

“Kitlelerinin kaybolmasindan korkan oportünist ve revizyonist hareketler Kizil Yola karsi Haçli seferleri düzenleme çabasi içindedirler.”(Kizil Yol,sayi 2, s.43)

“Bize karsi halk tarafindan duyulan ilgi hergün dahada artiyor. Bu ilgiden en cok korkan TKP’li sosyal-fasistlerdir ki.. karsi devrimci maskelerini cabuk düsürdük..”(Kizil Yol, sayi: 2, 1984, s.43)

“TKP’ye sahip cikanlar ve onun devami oldugunu iddia eden TKP/ML, TDKP ve THKP-C partileri...” (Kizil Yol, sayi: 3, 1984, s.10)

“Türk sosyal sövenleri ve Kürt revizyonist örgütleri Alevistan ulusal sorununa Marksist-Leninist bir anlayisla bakmadiklari sürece Kautski’den ne farklari olabilir.. bu hareketler.. özünde gericidirler.” (Kizil Yol, sayi: 3, 1984, s.11)

“Kendilerine sosyalist, komünist ve Marksist-Leninist gibi sifat ve isimler yakistiranlar.. kendi gerici, inkarci damgalarini bize maletmek ve böylece gercek yüzlerini halkimizdan gizlemek istiyorlar.” (Kizil Yol, sayi: 3, 1984, s.12)

“Daha dün fasistlestirdikleri milli hayin Mehmet Serif Firatli alcagini halkimiz unutmadi.. Kendilerine enternasyonalist proleter aydinim diyenlerin Firatli alcagindan ne farklari vardir.” (Kizil Yol, sayi: 3, 1984, s.17-18)

“Alevi milli burjuvasi temsilcisi olan Birlik Partisinin genel baskani milli hayin Mustafa Timisi.. Fasist Erdal Inönü araciligiyla satin alinan Mustafa Timisi..” (Kizil Yol, sayi: 3, 1984, s.18)

“Fasist DP ve fasist CHP iktidarlari dönemlerinde halk arasinda fisildanmalar oluyordu bir fasist Menderes’e bir fasist Ecevit’e alevi denilmekteydi.” (Kizil Yol, sayi: 3, 1984, s.19)

“Alevi milliyetcileri tarafindan kurulan Birlik Partisi parlamenterleri milli ihanetleri sonucu satildiklarinda..”(Kizil Yol, sayi:4, 1985, s.38

“Halkin Kurtulusu görüsleri dogrultusunda olan Emegin Sesi’nin inkarci Türk sövenistleri...” (Kizil Yol, sayi:5, 1986, s.30)

“Alevi partisi olan TBP’nin icinde bastan beri yuvalanmis bulunan Fethi Savasci, Yusuf Ziya Bahadinli, Süleyman Cem, Mustafa Timisi gibi Türk sövenistleri ve milli hainler..”(Kizil Yol, sayi:5, 1986, s.34)

M.Cagdas’in, gecmiste de saldirmadigi kimse kalmamis galiba. Huylu huyundan vazgeçmemis anlasilan. Hersey aciklama gerektirmeyecek kadar net. En iyisi onu, haleti ruhiyesini tedavi etmek üzere uzman psikologlara havale etmek...

SONUÇ:

Mahmut Cagdas’in, 1983 tarihinden beri karakter yapisi ile düsüncelerinin hic degismemis oldugu, verdigimiz örnekler ve yaptigimiz mukayeselerle net bir sekilde anlasilmistir.

Bu baglamda; M.Cagdas’a yönelik su veya bu nedene dayali herhangi bir menfi tutumumuz, aciklamamiz veya ifademiz sözkonusu olmadigi halde, anilanin bilhassa son dönemlerde ortaya cikip, hakkimizda gayri ciddi iddia ve ithamlarda bulunmak suretiyle, catisi altinda bulundugumuz Zaza olusum ve yayin organlarina karsi adeta bir karalama kampanyasi baslatmasina bir anlam verilememistir. M.Cagdas’in, hiçbir kanit ortaya koymadan ve kaynak dahi göstermeden bize yönelttigi isnatlarin, özellikle hasimlarimiz tarafindan imal edilip gerektiginde aleyhimizde kullanilan düzmece iddialarla ayni türde olmasi ilginc ve oldukca düsündürücüdür.

M.Cagdas, web sitesine koydugu “Zaza halki birles, tek secenek savas” gibi gülünc bir sloganla ve tek basina (cevresinde kimse yok cünkü), Zaza kesimleri de dahil kendisi gibi düsünmeyen herkesi düsman ilan edip onlara savas acmis bulunmaktadir. Neden, nicin ve hangi güce dayanarak savas? Savas isteyen kisinin yeri, herhalde Paris sokaklari degil, ülkesinin daglari ve halkinin yani olmalidir. Paris’in göbeginde ve komputerin arkasinda oturup sanal ortamda savas naralari atmakla, Zazalar icin yeni düsmanlar yaratmakla Zaza sorunu halledilemez. M.Cagdas, Zaza davasina hizmet yolunda gercekten samimi ve dürüst ise, irdeledigimiz hususlar üzerinde yogunlasip konumunu yeniden gözden geçirmek ve nerede hata yaptigini düsünmek durumundadir. Artik dünyadaki ve ülkemizdeki degisimleri görmenin, hayal aleminden siyrilip gerceklerle yüzlesmenin zamanidir.

Bugün, Zaza halkinin varligini ve müstakil kimligini inkar etmeyen her bireyin, dün ne dedigi ve neyi savunduguna bakmadan, görüs, düsünce ve yorumunu anlayisla ve hosgörü ile karsilamaliyiz. Otuz yil önceki sloganli dönemi cagristiran söylemleri terkederek, Zaza meselesine daha gercekci, daha bilimsel ve halkimizin sosyo-kültürel ve inanc yapisini da gözardi etmeden bakmaliyiz. Zazalar arasi birlik ve dayanisma, hepimizin arzuladigi bir husustur. Ama sunu bunu karalamakla, itham etmekle, dedikodu üretmekle, fitne yaratmakla ne elde edecek, nereye varacak, birlik ve dayanismayi nasil saglayacagiz?

Zaza halkinin özgürlük mücadelesi yolunda, emin ve kararli adimlarla, hedefe dogru yürümeye and icmis yürekli insanlarin önüne barikat kurmaya, hiç kimsenin gücü yetmeyecektir!..

Saygilarimizla...
11.02.2005

Zaza Ulusal Hareketi
Zaza Kültürü Yayinlari
ZazaPress Dergisi
Kormiskan Dergisi
Rastiye Dergisi
Piya Forumu